Image thumbnail

Zeytin Sempozyumu

Zeytin Sempozyumu

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Akdeniz Akademi “Zeytin Sempozyumu” düzenledi. İki gün süren önemli etkinliğin yarım gününe katılabildim. Bilgi ayağıma kadar gelmişti, ben ise zeytinlik ve inşaat işleri nedeniyle yerimden ayrılamamıştım. Az katıldım, aldığım notları paylaşacağım.

Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nin balkonlu dev salonuna girdiğimde yer bulamayışıma ne sevindim bilemezsiniz. Bu, zeytinin cazibesiydi! Oturumlar, forumlar ve onlarca değerli insanı dinleme, bilgi edinme imkanının dayanılmaz coşkusuydu…

Çok taze ve acemi bir çiftçiyim. Defterime not ettiklerimi merak edenler için başlıyorum:

  • İstanbul’a göç etmişlerden biri olarak İzmir’e hep çok kızdım. İş yaratmıyorsun neden gitmek zorundayız diye. Bu sempozyumda etkilendiğim en önemli bilgi tarımsal kalkınma ve kooperatifleşmede İzmir’in çok önemli adımları oldu. Hakikaten ilçelerinde tarımsal kalkınma kooperatifleri, tohum takas festivalleri, tohum merkezleri, doğa okulları olan başka hangi ilimiz var? 3000 yıllık tarım bilgisine sahip çıkan İzmir, geleceğimizi aynı kuvvetle koruyor. “Büyüksün İzmir” demek istiyorum. Sana sitemlerim için hakkını helal et!
  • Tarım ve kooperatifçilik, adil ve temiz bir toplum meydana getirir. Çiftçilerin örgütlü olması yerel işletmelerin gücünü yaratır.
  • 25 dönüm altındaki zeytinliklerin madencilik, inşaat, enerji gibi nedenlerle imara açılması yasa tasarısı kuzu kuzu mecliste duruyor. Bir kaç deneme yaptılar ama kamuoyu tepkisi nedeniyle yasalaşmadı. Uygun zamanı bekliyor olabilirler. Uyanık olmamız lazım. Bu yasa geçerse zeytinlik neredeyse kalmayacak. Çünkü Türkiye’de 25 dönüm üzerinde zeytinlik alan zaten çok azmış.
  • İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü uzmanlarından dostum Dr. Oya Köseoğlu zeytinyağında yaptıkları analizleri anlattı. Teknik detaylarda, zeytinyağında yapılan en ufak hilenin ortaya çıkarıldığını öğrendik. Tabi zeytinyağının ne kadar hile kaldırdığını da. Gerisi insanın niyetine kalmış.
  • Zeytin ağacı, kalkerli, kumlu, killi, su geçiren toprak seviyor.
  • Her gün tüketilen 5-10 zeytin, vücudun ihtiyacı olan antioksidanın neredeyse yarısına yakınını karşılıyor.
  • Sofralık zeytin üretmek zor ve uzmanlık isteyen bir iş. Ülkemizde 480bin ton üretimin büyük çoğunluğunun merdiven altı olduğunu belirttiklerinde “yine ne yemişiz” demekten kendimi alamadım.
  • TUZ ve ZEYTİN, en saf, en sağlıklı üretim.
  • Budama hataları verimi düşürüyor. Mantık şu “ dal gölgede, yaprak güneşte.” olacak. Ne kadar yaprak, o kadar zeytin danesi.

Noktayı koyarken manzaramı anlatayım ister misiniz? Tam karşımda mandalina, yanındaki sırada meyve ağaçları. Sol taraf büyük zeytin ağaçları, sağ tarafta fidanları… Yemyeşil bir ova. Gökyüzü koyulaşıyor. Köpekler kümesin yanında yine ne arıyor? Uzaktaki yolun homur homur gürültüsü, maalesef buraya kadar geliyor…

Sevecenlikle kalın, zeytine sahip çıkın…

Armağan