Image thumbnail

SU!

SU!

Rezervuarı çekince, mutfakta ve banyoda kullanabileceğimiz su, klozetin içinde girdap olup uzaklaşıyor. Mesela balkon giderinden, araçların üzerinden akıp giden, pet şişenin dibinde çöpe attığımız su damlasına muhtaç olacağımız aklımıza gelir mi?

Dünyada, her dokuz kişiden birinin içme suyu kaynaklarına erişimi yok. (unwater.org) Ve su tüketimi, nüfus artışından daha hızlı.

İtinayla kirlettiğimiz tatlı su, dünya üzerindeki toplam su rezervinin sadece %3’ü. Kalanı tuzlu okyanuslar, buzullar…

Memleketimiz üç tarafı denizlerle değil “duble yollarla” çevrili. Denizleri doldurup, üzerine asfalt dökmeyi marifet biliyoruz. “Akarsu kir tutmaz” diyen atalarımızı sorgulamak aklımıza gelmiyor. Suya değer vermiyoruz, sonsuz bir kaynak sandığımız için. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek, kim kirletirse kirletsin, nasılsa öleceğiz diye düşünüyor olabiliriz. Nasılsa atalarımız söylemiş “Benden sonrası tufan!”

Niye çeşmemizden akmıyor içme suyumuz? Gavurlar! deniz suyu bile arıtıyor biz elde, evde plastikleri hijyen sanıyoruz!

Internetin yalancısıyım, bazı sempozyumlarda 2030’da su kaynaklarının ciddi riske gireceği anlatılmış. Yani 15 yıl kadar kısa bir zaman sonra. Önlem alıyor muyuz? Bize bir şey olmaz! Antalya’nın cehennem sıcağına daha çok golf sahası yapalım, çimleri daha çok sulayalım. Fabrika atıklarını nehirlere, şehir kanalizasyonlarını denize verelim. Amaaan canım “Battı balık yan gider!”… Hem “Atın ölümü arpadan olsun” ne çıkar… Zaten “Böyle gelmiş böyle gider!”. Sistemi düzelteceğim diye “İcat çıkarmayın başımıza!”

Su gibi aziz olun!

Armağan