2018 yılı değerlendirmesi

2018 yılı değerlendirmesi

Bir yıl daha büyüdük. Biraz daha tecrübelendik. Dersler çıkardık hatalarımızdan. İyi yaptıklarımızla göğsümüz kabardı. Yalın sistemimizi, sistemimizin yalınlığını koruduk. Yine anladık ki, yapabileceklerimiz bir yere kadar. Çünkü, Toprağın Ritmi dediğimiz, sloganımız olmaktan daha öte bir kavram. Büyük, çok büyük bir denge ve sistem olduğunu kavramaya başladık, idrak etmeye çalıştık.

Zeytin hasatı düşük kaldı, neden?

2017 yılında kış mevsiminin kuvvetli geçmemesi hepimizi sevindirmişti. İnsan olarak soğuk günlerle mücadele gerçekten zor olduğu için. Hem fiziksel hem de maddi olarak. Fakat, toprağın ritmi tek bir varlığın penceresinden bakmıyor. Düzeni böyle dengelemiyor. Sert geçmeyen kış nedeniyle ölmeyen haşereler (zeytin sineği, akdeniz meyve sineği) yaz aylarına daha da güçlenerek geldi. Ülkemizde hatta  başka ülkelerde de verim düşüklüğüne neden oldu. Mücadele imkansızlaştı. Zeytin ve meyve bahçeleri bu zarardan nasibini aldı. Biz de aldık. Çoğalmak isteyen zeytin sinekleri güneş doğar doğmaz her gün yumurtasını daneye bıraktı. Gözle görülmesi zor olan ince bir delik halinde. O yumurtadan çıkan kurt, çekirdeğin etrafında bir tur attı, daneyi terketti gitti. Zeytin danesinin bütün etini mahvederek.

Tabiat çok akıllı. Bünyesinde zayıf meyveyi tutmuyor. Kötüler kendiliğinden ayıklandı. Hasat için yağmur ve kuvvetli rüzgarları bekledim. Fırtınanın salladığı dallardaki kötüleri ayıkladı. Yerlere serildi.

Biz toplamayı, ayıklamayı, kırmayı, çizmeyi tek tek elle yaptığımız için, tabiat işimizi kolaylaştırdı. Yere düşenler toprakta okside olduğu için toplamayız. Toprağın payı olmasının yanında, yerdekiler kötülerdir. Sofralık zeytin üreticisi olduğumuz için önemli bir ayrıntıdır.

Velhasıl hasat geçen senenin neredeyse 6’da biri kadar oldu. Geriye dönüp hesap yapınca aynı gübre, aynı elektrik, aynı su, aynı budama, aynı bakır gibi masraf kalemlerine karşılık çok düşük hasat miktarı yüzümüzü güldürmeye yetmedi. Çiftçilik yapıyorsanız, her şeyin elinizde olmadığını kabul etmelisiniz. Her şeyi yöneten ve karar veren olmadığınızı, bütünün bir parçası olduğunuzu idrak etmelisiniz. O zaman işler yolunda gider. Moralleri yüksek tutmalı, geleceğe heyecanla yürümeye devam etmelisiniz. Yapabildiğiniz kadar…

İDA bizim topraklarımızda…

Kazdağları’nda doğmuş, büyümüş, kimbilir neler görmüş, neler işitmiş bilge bir misafirimiz oldu bu sene. Yol yapımı nedeniyle yerinden olan 1250 yaşındaki kadim zeytin ağacını biz aldık. Aldık demek haddimizi aşmak gibi geliyor, bizi onurlandırdı demek istiyorum.

İsmini Bin Pınarlı İda dağına atıfla İDA koyduk. Çiftliğimizin girişine yerleştirdik. 13 Kasım 2018’de. Vinç, kepçe, kamyondan oluşan dev bir kadro yardımı ile. Can suyu verildi. Gübresi, kök güçlendiricisi. Bakırını yaptık bolca. Şimdi umuyoruz ki kış uykusunda dinleniyor. Umuyoruz çünkü, bahara kadar bizi sevip sevmediğini, yerini benimseyip benimsemediğini anlamak mümkün olmayacak. Bahar geldiğinde dallara su yürüdüğünde, ufak filizler göründüğünde müjdeyi vermiş olacak. Bekliyoruz sabırla, sevgi ve saygıyla.

İda, öyle bir ağaç ki, önünden geçerken insan önünü iliklemek isteği duyuyor. Çok farklı bir enerjisi var. Arada sarılıyorum, iyi geliyor bana.

El emeği…

El emeği bizim için hala çok değerli. Bilerek ve isteyerek, emek yoğun bir üretim yapıyoruz. Çocukluğumuzdaki tadlara ancak o zaman kavuştuğumuzu düşünüyoruz.

Zeytin Çiçeği Kolyeler, sadece kolye değil

Bir kaç yıl öncesinde budanan ve o süre boyunca sabırla kuruyan kendi dallarımızla tasarladığımız, zeytinin yolculuğudur onlar. Şans dalları gibi. Arada zeytinyağ ile silindiğinde mis gibi kokan hatıralardır. Bize hastır. Zeytinin enerjisini üzerimizde taşımaktır.

Bu sene hoşumuza giden bir nokta da zeytin çiçeği kolyelerimizi kendisine alan müşterilerimiz kadar, sevdiklerine hediye edenler de oldu. Bu da bize yeni bir fikir olarak ilham verdi. 2019 yılında gerçekleştirmeyi umuyoruz.

Yaşam Elekleri, efsane oldu!

Benan Bilek ile atölye yapmayı planladığımızda sonunu hayal etmiştik. Hatta gözümüzde canlandırmıştık. 10 atölyeye onlarca güzel hanım katıldı. 32 tanesi eleklerini işleyerek bitirdiler ve bağışladılar. TÜRGÖK (Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı) yararına 1 Aralık 2018’da sergi açıldı. Hayırseverler elekleri satın aldı. Türgök Kabartma Kitaplar projesine müthiş bir katkı sağlandı. Muhteşem oldu. Başka kelime bulamıyorum.

 

Coğrafya Çalıştayı

1885 yılından beri “Önce iyi insan yetiştirmek” gayesiyle hareket eden köklü Fevziye Mektepleri Vakfı Işık Okulları önemli bir çalıştaya ev sahipliği yaptı. Bu çalıştayın açılış konuşmasını yapmak üzere beni davetleriyle Torlak Çiftliği olarak onurlandık.

İstanbul’un diğer köklü okullardan 60 öğrenci, 4 ayrı oturumla çalıştı. (Tohum türleri, küresel iklim değişimi ve tarım, sürdürülebilir tarım yöntemleri, sürdürülebilir hayvanlılık yöntemleri komiteleri.)

Çiftçiliği öğrenme yolumda tohumun gücünü, yalın hikayemizi, toprağın ritmini, filozof Cicero’nun deyişini, çeyiz sandıklarında tohum taşıyan Anadolu kadınlarımızın gücünü taşıdığımızı kendi deneyimlerimle anlattım. İlgili, meraklı, konunun ciddiyetine vakıf oldukları her hallerinden belli o pırıl pırıl öğrenciler ve çalıştayın geleceğine ölmez bir anı olarak tohum hediye ettim. Ortaçağdan beri üretilen ayçiçek ve domates ata tohumlarını onlara emanet ettim. Toprakla buluşturdular.

Zeytin döngüsünü takvime taşıdık

2019’da bizden bir hatıra olsun istedik. Toprağın ritmini, zeytinin döngüsünü anlattığımız sade bir masa takvimi hazırladık. Müşterilerimize sipariş kolileriyle birlikte gönderdik. O takvimin her gününde güzel hatıralar biriktirmeyi gönülden diliyorum. Hem siz değerli müşterilerimiz, hem  çiftlikte ve uzaktaki değerli ekip arkadaşlarım, hem de kendimiz için. Sağlıklı, neşeli, huzurlu, üretken bir yıl yaşayalım istiyorum. Hepinize teşekkür ediyorum.

Sevgiyle, saygıyla,

Armağan

Ocak 2019